12 Kasım 2009 Perşembe

Çocuğunuza Emzik Vermeyin !

Çocuğunuza Emzik Vermeyin ! Emzik Çocuğunuzun Dil Gelimini Engellemekde.
http://www.bilgiara.com/resim/0/bebekler-ve-emzik-f5f4fe2d-msei.jpg
Bebeklerin seslerini kesmek için sık sık ağızlarına emzik vermek iyi değil. Washington Üniversitesi’nden Dr. Clarita Barbosa başkanlığındaki ekibin yaptığı araştırmada ilginç bir sonuç çıktı.


Amerikalı ve Şilili bilimcilerin araştırmasında, 3 ila 5 yaşındaki çocukların emzik, parmak ve meme emme alışkanlıklarına bakıldı. Çocuklara ayrıca, konuşmalarının yaşlarına göre normal olup olmadığını anlamak için dil testi uygulandı.

Washington Üniversitesi’nden Dr. Clarita Barbosa başkanlığındaki ekip, parmaklarını emen veya en az 3 yıl emzik kullanan çocukların konuşma gecikmesi ve problemiyle karşılaşma olasılığının üç kat fazla olduğunu saptadı.

En az 9 aylık olana kadar sadece anne sütü alan, biberon almayan, çocuklarda ise konuşma güçlüğü riskinin daha az olduğu belirlendi.

Dr. Barbosa, “Bu sonuçlar, anne sütü almanın dışında uzun süre emmenin küçük çocuklarda konuşma gelişimi açısından zararlı etkisi olabileceğini gösteriyor” dedi. Ancak Barbosa, kesin sonuçlara varabilmek için daha büyük bir grupla kapsamlı bir araştırmanın gerekli olduğunu hatırlattı.

Uyanık olunan saatlerde emzik emmenin, çocukları günlük sohbete katılmadan uzak tuttuğu belirtiliyor. Emziğin ayrıca dişleri deforme ettiğine de işaret ediliyor.

Rehabilitacion Club De Leones Cruz del Sur ile Washington Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, BMC Paediatrics dergisinde yayımlandı.
[ Devamı.. ]

11 Kasım 2009 Çarşamba

Supangle tarifi supangle nasıl yapılır ?

Supangle tarifi supangle nasıl yapılır ?


Malzemeler:
3 yemek kaşığı nişasta
3,5 küçük su bardağı süt (525 ml)
4 yemek kaşığı tozşeker
3 yemek kaşığı kakao
1 paket vanilya
Kek veya bisküvi parçaları
Bir tencereye sütü, kakaoyu, nişastayı ve tozşekeri koyup koyulaşınaya kadar pişiriyoruz. Ben kaynamaya yakın vanilyayı ekliyorum. Servis yapacağınız kapların diplerine önce kek parçaları koyun. Sonra tatlıyı kaselere paylaştırın. Özellikle artan kek falan varsa değerlendirmek açısından iyi olur. Kek yoksa bisküvileri kırıp koyun. Ne demişler demokrasilerde çare tükenmez. Soğuduktan sonra üzerine hint cevizi serpiştirebilirsiniz.
Resimdeki gibi küçük kaselere koyarsanız 6 tane çıkıyor.

Afiyet Şeker Bal Olsun...
[ Devamı.. ]

10 Kasım 2009 Salı

Etimek tatlısı nasıl yapılır, tarifi

Etimek tatlısı nasıl yapılır, tarifi
Bu tatlı, ancak aşağıda verdiğim ölçülerle hafif olur. Yoksa oldukça ağır bir tatlı.

Malzemeler:

1 paket tuzsuz etimek
1 paket krem şanti

Muhallebi için:

4 yemek kaşığı tozşeker
3,5 (küçük)su bardağı süt
1'er yemek kaşığı un,nişasta ve pirinç unu (Yoksa hepsi normal un da olabilir)

Karamel için:

1,5 (küçük)su bardağı tozşeker.
2 su bardağı su

Önce bir tepsiye etimekleri dizin. Karameli için; tozşekeri bir tencerede hiç birşey koymadan koyu kahverengi olana ve sertleşene kadar karıştırın. Sonra suyu ekleyip şekeri eritin. Altını kapatın. Karamel hazırdır. Sonra karameli sıcakken etimeklerin üzerine eşit gelecek şekilde dökün.

Diğer yandan muhallebi için yazılan malzemeleri süte ekleyerek koyulaşıncaya kadar pişirin. Biraz ılık hale gelince bunun içine, krem şantiyi de ekleyip mikserle karıştırın. Sonra bu muhallebiyi karamelle ıslattığınız etimeklerin üzerine yayın. İsterseniz dövülmüş ceviz veya kakao serpin.
[ Devamı.. ]

09 Kasım 2009 Pazartesi

10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü

10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü

Atatürk'ün Son Günleri ve Ölümü
http://www.hafif.org/imaj/makaleci/ataturk0.jpg

Mustafa Kemal Atatürk'ün sağlık durumu 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı.1938 başlarında Atatürk'ün genel halinde başlayan iştahsızlık ve halsizliğe bir de burun kanamaları ve kaşıntılar eklendi. Vücudunun çeşitli yerlerinde durduk yerde kaşntılar meydana geliyor ve burun kanamaları güçlükle önleniyordu.Bu kaşıntıların Çankaya Köşkü'ndeki karıncalardan meydana geldiği öne sürüldü ve köşk ilaçlamaya alındı,Atatürk de özel bir kür tedavisi için Yalova Termal'e gönderildi..Termal Otel'de,22 Ocak 1938 günü Atatürk'ü muayene eden Dr.Nihat Reşat Belger, karaciğerden kuşkulandı ve Atatürk'e siroz teşhisi koydu.Doktor Belger, Atatürk'e mutlak surette perhiz yapmasını tavsiye etti. Atatürk, Termal Otel'deki tedavisinie bir süre daha devam etti, ancak doktorların bütün itirazlarına rağmen 1 Şubat 1938'de tedaviyi yarıda bırakarak Bursa'ya hareket etti.

Atatürk'ün sağlık durumunun ciddiyet göstermesi hükümeti de telaşlandırdı.Başbakan Celal Bayar,Avrupa'dan iki hekim getirilmesini önerse de Atatürk o günlerdeki Hatay meselesi yüzünden hastalığının dışarıda duyulmasının iyi olmayacağını düşündüğünü belirtti ve bunu reddetti. Türk doktorların kapsamlı bir muayene yapmasını kabul etti. Nihayet 6 Mart 1938 günü beş doktor Çankaya Köşkü'nde Atatürk'e bir konsültasyon yaptılar ve siroz hastalığı teşhisini yinelediler. Atatürk'ün kesinlikle alkolü kesmesi gerektiğini ve yoğun çalışma temposunu biraz düşürmesini istediler. Atatürk bu önerilere olumlu yanıt verdi. Bu muayeneden bir süre sonra Başbakan Celal Bayar'ın tavsiyesi üzerine Paris Tıp Fakültesi'nden Prof.Dr.Noel Fissenger Ankara'ya davet edildi. Fransız doktor Atatürk'ü muayene etti ve diğer doktorların teşhis ve tavsiyeleriyle örtüşen bir tanı-tedavi ortaya koydu. Atatürk'ün rahatsızlığı ve özellikle Avrupa'dan doktor getirilmesi, dünyada geniş bir yankı buldu. Atatürk'ün ölmek üzere olduğu ve siyasi mirasını kime bırakacağı yönündeki haberler üzerine Atatürk tüm dünyaya sağlıklı olduğunu göstermek istercesine 19 Mayıs 1938 günü Ankara Stadyumu'nda halkın karşısına çıktı. O gün son defa Ankaralılar'ın karşısındaydı,kutlamalar çok parlak geçti hatta o günün anısına Ankara Stadyumu'nun adı 19 Mayıs Stadyumu olarak değiştirildi.

Atatürk hemen aynı gün törenden sonra Mersin'e hareket etti.Daha sonra Adana'ya geçti.Askeri geçit törenleri yaptırdı ve ordunun başında olduğunu herkese gösterdi. Yaptıkları işe yaramıştı, dış basında hastalık hatta "ölüyor" tarzı haberler kesildi. Fransızlar Hatay konusunda tüm şartları kabul ettiklerini bildirdiler. Ancak bu seyahat Atatürk'ün hastalığını iyiden iyiye arttırmıştı. Atatürk 26 Mayıs 1938 günü son defa Ankara'dan ayrıldı, İstanbul'a hareket etti.

Atatürk, İstanbul'da 1 Haziran 1938'den 25 Temmuz 1938'e kadar Savarona Yatı'nda kaldı.Yaz sıcakları üzerine tekrar Dolmabahçe Sarayı'na döndü. Bu arada Hatay sorunu da çözüldü ve Türk Ordusu temmuz ayı başlarında Hatay'a girdi.
Atatürk'ün karaciğerindeki rahatsızlık iyiden iyiye artmıştı,doktor Fissenger ve Türk doktorların tekrar yaptıkları muayeneler karında su toplanmaya başladığını gösteriyordu.

5 Eylül 1938 günü Atatürk vasiyetini yazdı ve bütün malvarlığını belirli şartlarla, genel başkanı olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'ne bıraktı. Kız kardeşine ve manevi çocuklarına, İsmet İnönü'nün çocuklarına para yardımı yapılmasını belirtti. Ayrıca Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'na da belirli miktarlarda yardım yapılmasını istedi.

6 Eylül 1938'de Fransız doktor Fissenger üçüncü defa İstanbul'a geldi. Atatürk'ün karnında biriken su iyice artmıştı. O gün yapılan su alma işlemi ile Atatürk'ün karnından tam 12 litre su alındı.18 Eylül 1938'de Başbakan Celal Bayar, Dolmabahçe Sarayı'na geldi ve dört yıllık ekonomik plan dosyasını Atatürk' sundu. Atatürk ülke ekonomisi için çok önem taşıyan projelerin gerçekleştirilmesi için Türkiye'nin önünde en fazla üç yıl olduğunu, bir dünya savaşı çıkacağını ve bir an önce bu projelerin hayata geçirilmesini istedi.

Hastalık gitgidie ilerlemekteydi. Atatürk'ün karnında yeniden su toplanmıştı. Ekim ayında yapılan bir işlemle bu su da alındı.İşlemin ardından 16 Ekim1938 günü öğleden sonra Atatürk ağır bir komaya girdi. Hükümet, ulusu Atatürk'ün sağlık durumundan haberdar etmek için 17 Ekim1938'den itibaren Anadolu Ajansı aracılığı ile resmi tebliğler yayınlamaya başladı. Atatürk girdiği komadan 21 Ekim günü çıktı.Büyük Önder çok istemesine rağmen sağlık durumu elvermediği için 29 Ekim1938 günü Ankara'da cumhuriyetin onbeşinci yıldönümü kutlamalarına katılamadı.Bayram nedeniyle Ankara'da düzenlenen törenlerde Türk Ordusu'na hitaben yazdığı bayram konuşmasını Başbakan Celal Bayar okudu.Atatürk'ün hastalığı ve Dolmabahçe Sarayı'ndan çıkamayışı bayrama hüzün düşürdü.29 Ekim akşamı Ankara'dan dönen Kuleli Askeri Lisesi öğrencileri Dolmabahçe Sarayı önünden geçerken Atatürk'e büyük sevgi gösterilerinde bulundular. Atatürk'ün TBMM beşinci dönem dördüncü yasama yılını açış konuşmasını da 1 Kasım1938'de Başbakan Celal Bayar okudu. 7 Kasım1938 günü üçüncü ve son defa Atatürk'ün karnından su alınması işlemi yapıldı. 8 Kasım1938 akşamı saat 19.00'da Atatürk doktoru Neşet Ömer İrdelp'e bakarak "aleykümesselam" dedi ve son büyük komaya girdi.

9 Kasım günü ve gecesi bu ağır koma devam etti. Atatürk, 10 Kasım1938 perşembe sabahı saat 9'u 5 geçe, İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Atatürk'ün ölümü Türkiye'yi yasa boğarken hemen ertesi gün toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Atatürk'ün silah arkadaşı ve 1937'ye kadar başbakanı olan Cumhuriyet Halk Partisi Malatya milletvekili İsmet İnönü'yü 348 milletvekilinin oy birliği ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanlığına seçti.

Atatürk'ün naaşı 16 Kasım1938 günü Dolmabahçe Sarayı tören salonunda katafalka konuldu. İstanbul halkı Büyük Önder'in önünden saygıyla geçti. Atatürk'ün cenaze namazı 19 Kasım1938 günü Dolmabahçe Sarayı'nda Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr.Şerafettin Yaltkaya tarafından Türkçe dualarla kıldırıldı. Aynı gün çok büyük bir kalabalıkla cenaze Yavuz Zırhlısı ile İzmit'e oradan da aynı günün akşamı 20.30'da Ankara'ya uğurlandı.Ertesi gün (20 Kasım1938)Ankara'da başta Cumhurbaşkanıİsmet İnönü olmak üzere devlet erkanı tarafından karşılanan cenaze TBMM önünde hazorlanan katafalka konuldu.Ankara halkı Atatürk'ün önünden saygı geçişlerini yaptı.21 Kasım1938 günü yabancı devletlerden gelenlerin de katıldığı çok büyük bir cenaze töreni ile Atatürk'ün cenazesi Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine konuldu. Aynı günün akşamı Cumhurbaşkanıİsmet İnönü, Atatürk üzerine oldukça etkileyici bir radyo konuşması yaptı.

Atatürk'ün ebedi istirahatgahı Anıtkabir'in yapımına 1944 yılında başlandı.İnşaat aşaması oldukça uzun sürdü ve 1953 ylında tamamlanabildi.Ölümünden 15 yıl sonra 10 Kasım1953'te Atatürk'ün cenazesi Ankara Etnografya Müzesi'nden alınarak törenle Anıtkabir'e getirildi ve toprağa verildi.

[ Devamı.. ]

10 Kasım şiiri, 10 Kasım

10 Kasım şiiri, 10 Kasım
http://okulweb.meb.gov.tr/67/01/482568/10kasim.jpg

Yine 10 Kasım


Sana ne yazsam ki ben
Toprağın kadar yazılanın var...
Şu küçücük kuş,
Şu dağ,şu taş,
Şu Türk,şu beşer,
Kemâl'im,Ata'm,Mustafa'm diye ağlar.

10 Kasım ah 10 Kasım...
İnan Ata'm bu ağaç
Yazın yeşil yapraklıydı.
10 Kasımı duydu da bir kez
Yapraklarını döktü senin için.
Sakarya böyle bulanık akmazdı
O şerefli 22 gününden
Bugüne gelinceyedek.
İnan Ata'm duydu bir kere
Bir kere daha duydu 10 Kasımı
Eğilmez başlılar düşük başla ağlarken.
Uykusuzluk değil gözümüzü yaşartan
Tek göz olmuş Millet,tek göz olmuş ağlıyor Vatan.
Hıçkırıklar sarmış koca dünyayı
Bir Koca Türk ki âlemi içten içten ağlatan
Sensin,sensin,sensin yine Ata'm.
Ah yine o 10 Kasım
Biz bir kere daha öldük
Sen bir kere daha dirildin tüm heybetinle,
Ruh ruh parçalandın
Ve girdin benliğimize bu ölüm günümüzde
İki ruhlu oluverdik hepimiz
Ruhumuzun biri:TÜRK
Biri:KEMAL ATATÜRK.

Ata'm ya rüyalarımda gördüm seni
Ya Koca Tepedeki resminde seyrettim seni.
Koca Tepedeki o resminde
Anlıyorum,seni göremiyeceklerin kaderini düşündüğünü...
Onlar da seni düşünürler Ata'm
Yalnız 10 Kasımda değil
Her akıla gelişte....

Seni koynunda ısıtan toprak
Allah'ına ne şükürler ederdir toprak olduğuna
Ve üstünde yürüyen Türk'ün
Allah'a şükrederiz yüzü ak
Ölümsüzlerin uykusu gibi...

10 Kasım ah 10 Kasım
Neden dolandın dilime
Tutuştu dilim,ağzım.
Hıçkırıksız çıksa avazım
Bağır bağır bağırırım,
Kemâl'im,Mustafa'm,Ata'm...
Sen yat uykularımın tümü senin
Yalnız,toprağından toprağıma
Bir zerrecik maya katam...

Atamızı Sevgi Ve Özlem İle Anıyoruz...
[ Devamı.. ]

Patlıcanlı yufka böreği tarifi, nasıl yapılır ?

Patlıcanlı yufka böreği tarifi, nasıl yapılır ?



3 adet yufka (12 tane çıkıyor)


2 yemek kaşığı sıvıyağ
1/2 su bardağı su
1 yumurta sarısı

4 patlıcan
2 domates
2 yeşil biber
1 orta boy kuru soğan
5 yemek kaşığı sıvıyağ


Önce patlıcanları minik minik doğrayın, acısı çıksın diye tuzlu suda bekletin. O beklerken sıvıyağda ince doğranmış soğanları kavurun. Daha sonra küçük doğranmış yeşil biberleri ve domatesleri koyun. Tuzlu suyunu döküp yıkadığınız patlıcanları da ekleyip pişirmeye devam edin. Patlıcanların diri kalmaması için yarım su bardağı sıcak su ekleyip, altını kısın ve iyice yumuşayıncaya kadar pişirin. Tuz, karabiber ekleyip karıştırın.
Yarım (küçük) su bardağı suyun içine 2 yemek kaşığı sıvıyağı ekleyin. Yufkanın her birini açın bu karışımdan sürün. Karşılıklı kenarlarını kapatın. Yufkada kuru gördüğünüz her yere bu karışımdan sürün. Elde ettiğimiz kareyi de 4'e bölün. Bu dört küçük karenin içine patlıcanlı iç koyup zarf gibi kapatın. Açılmasın diye kapattığınız kısımları suyla tutturun.

Yağlanmış tepsiye dizin. Üzerine yumurta sarısı ve çörekotu sürün. 180 dereceli fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
[ Devamı.. ]

08 Kasım 2009 Pazar

Mini kek tarifi, minik kekler yapmak

Mini kek tarifi, minik kekler yapmak



Epeydir, bu "cupcake" denilen mini keklerden yapmak istiyordum. Nihayet yaptım. Diğer tariflere göz gezdirdim. Hiç biri tam olarak aklıma yatmadı. En sonunda kendi malzemelerimi ve ölçülerimi buldum. Tek taşımı kendim aldım yani :)
İlk denemem olmasına karşın, çok beğendim, kızım da çok güzel olmuş deyip, bir kaç tane üst üste yedi.
Bence bunun içine vişne taneleri eklense daha da güzel olur. Bir dahaki sefere vişneli yapmayı düşünüyorum. Bu sefer yağı özellikle koymadım. Krem şanti olduğu için. Ama krem şanti kullanmadığım zaman, yağ da koyacağım. 1 çay bardağı yağ kullanmayı düşünüyorum.
İşte benim uygun gördüğüm malzemeler;
2 yumurta
1 ajda çay bardağı tozşeker
2 ajda çay bardağı un
1 ajda çay bardağı nişasta
1 ajda çay bardağı süt
2 yemek kaşığı dolusu yoğurt
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2 yemek kaşığı (silme) kakao
Üstü için:
1 paket krem şanti
1,5 ajda çay bardağı süt
Hazırlanışı;
Yumurtaları ve tozşekeri, yoğurt kıvamına gelinceye kadar çırpın. Ayrı bir kapta un ve nişastanın içine kabartma tozunu koyun karıştırın. Bu karışımı ve diğer bütün malzemeleri de ekleyip iyice karıştırın. Küçük kağıt kek kalıplarına veya minik silikon kek kalıplarına (her ikisinde de yağlamaya gerek yok) yarısına kadar dökün ki taşmasın. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede yaklaşık 15-16 dakika pişirin.
Kekler soğuyana kadar, diğer tarafta 1,5 çay bardağı soğuk sütle krem şantiyi koyulaşana kadar çırpın. Daha sonra krema pompasına doldurup, soğumuş keklerin üstlerini süsleyin...
[ Devamı.. ]

Portakallı kurabiye tarifi, yapılışı

Portakallı kurabiye tarifi, yapılışı

500 gr.un
150 gr. pudra şekeri
150 ml. süt
1 küçük portakal suyu ve kabuğunun rendesi
125 gr. margarin (oda sıcaklığında)
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Önceden buzdolabından çıkardığınız margarini eritmeden bir kaba alın. Üzerine unu, kabartma tozunu, pudra şekerini, portakal kabuğu rendesini , vanilyayı ve sütü koyup hepsini elle iyice birbirine yedirin. Ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın. 180 dereceli fırında fazla kurutmadan, açık renkte pişirin.

[ Devamı.. ]

Aileden Biri Eğer Domuz Gribi İse Ne Yapmak Gerekir ?

Aileden Biri Eğer Domuz Gribi İse Ne Yapmak Gerekir ?
http://www.ensonhaber.com/images/news/200531.jpg

Domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsü Türkiye'de olduğu gibi dünyada da gündemi işgal etmeye devam ediyor.

Almanya'da Domuz Gribi konusunda araştırma yapan Robert Koch Institut, ailenizde birisi domuz gribine yakalandığında nasıl davranılması gerektiğini sıraladı.

1- Eğer ağır hasta değilse, ailede domuz gribine yakalanan birey evde kalmalı.

2- Domuz gribine yakalanan kişi evin içinde karantina altına alınmalı, diğer aile bireyleri sürekli maske kullanmalı. Hastaya iki metreden fazla yaklaşılmamalı.

3- Hijyene normal zamanda olduğundan daha fazla önem verilmeli: Giysi ve bulaşıklar daha yüksek derecede suyla yıkanmalı. Herkes kendi havlusunu kullanmalı. Ev sık sık havalandırılmalı. Eller sık sık yıkanmalı. Asla aynı yataktan uyunmamalı.

4-
Evde bebek ve hamile varsa, hastanın onlarla iletişime geçmesi kesinlikle yasaklanmalı

5- Domuz gribine yakalanan kişi hastalığın başlamasından 7 gün sonra virüsü başkasına bulaştırmaya başlar.
Kaynak:www.ensonhaber.com/
[ Devamı.. ]

Oylum Taludan Canlı Yayında Kaleci Hakem Gafı

Oylum Taludan Canlı Yayında Kaleci Hakem Gafı
http://www.ensonhaber.com/images/news/200891.jpg

Cumartesi ve Pazar sabahları Habertürk kanalında ''Burası Haftasonu'' programıyla ekranlara gelen Oylum Talu, canlı yayında büyük bir gafa imza attı.
BEŞİKTAŞ'IN KALECİSİNİ HAKEM YAPINCA.. Gazetelerin 1.sayfalarında yer alan gündem haberlerini sırayla okuyarak izleyicileriyle paylaşan güzel sunucu, dün akşam oynanan Trabzonspor-Beşiktaş maçını sunarken siyah-beyazlı takımın kalecisi Hakan Arıkan'ı maçın hakemi Kuddusi Müftüoğlu olarak anons edince kamera arkasındaki çalışma arkadaşları kahkaha krizine girdi.FUTBOLDAN ANLAMIYORUM NE YAPAYIMTam bu esnada kameraman arkadaşları tarafından uyarılan ve yaptığı hatanın farkına varan Talu, esprili bir yaklaşımda bulunarak hatasını düzeltmeye çalıştı. ''Ne yapayım futboldan anlamıyorum, Beşiktaş'ın kalecisinin adını bilmiyorum ama Fenerbahçe'nin kalecisinin adını biliyorum. Volkan. BEN HÂLÂ MONDRAGON'DAYIMHer ne kadar futboldan anlamasam da koyu bir Galatasaray taraftarıyım. Fakat ben hâlâ Mondragon'da kaldım. Şu an ki kalecinin adını hatırlamıyorum.''
İŞTE TÜM EKİBİ KAHKAHAYA BOĞAN O GÖRÜNTÜLER..

PROGRAMDAN FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN

Kaynak:www.ensonhaber.com/
[ Devamı.. ]
Blog Widget by LinkWithin